Karabasan
Sedat Laçiner O sesi ilk duyduğumda avluda tavaf ediyordum... Adi suçlular volta atar, biz tavaf ediyoruz, yani en fazla 25 metrekarelik avluyu köşelerinden dönüyoruz… Elimde gazete, yürürken bir yandan da gazeteyi okuyorum... Herkesin yapabileceği bir şey değil bu: En fazla 4 metre uzunluğunda bir yol boyunca hızlı adımlarla yürü, sonra sağa dön, bir 3 metre daha yürü, sonra yine sağa dön… Her bir dönüş 10 saniye bile sürmez... Haliyle başı dönüyor insanın. Bir de bunu yaparken birşeyler okumak... Herkes yapamıyor... Bense alıştım artık. Hergün en az bir saat yürümezsem rahat edemiyorum. Dediğim gibi, elimde katlanmış gazete, hızlı adımlarla avluda dönüp duruyordum. Üst kat pencerelerinden biri açıktı, avlu kapısı da arada bir açılıp kapanıyordu… O sesi hayatımda ilk kez o gün duydum…. Üst kattan, yatakhaneden geliyordu. Birini kesiyorlardı sanki. Hırıltı desem hırıltı değil, bağırma desem bağırma değil... Korku filmi gibiydi. Acaip bir şeyler olduğu kesindi… Yürüyüşümü bozmak istemed...